7 Kasım 2016 Pazartesi

Anna Karenina-Tolstoy-(Okuma Notları)








         "Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
cümlesiyle başlıyor tolstoy romanına.Kitabın eleştirisine geçmeden önce bir kaç bilgiyi size sunmak isterim; romanı iletişim yayınlarından okudum yaklaşık 1008 sayfa. Öncelikle şunu belirteyim okuduğu her kitabı eleştiriye tabi tutmadan paso öven tiplerden değilimdir.Seçici bir okurum ve bir kitabın popülerliği benim için önemsizdir ve edebi yönü benim için çok kıymetlidir.İletişim yayınları işini iyi yapıyor ;çeviri konusunda aslına sadık olması ve verilen dipnotların bolluğu ve gerek önsözündeki araştırmacı yönü ve romana başlamadan önce yazarın kısa biyografisi eşliğinde roman ile ilgili özel bilgiler sunması, roman karakterlerinin ressamlar tarafından çizilmiş eskizlerin kitaba eklenmesi iletişim yayınların işine ne denli ciddiyetle yaklaştığını gösteriyor.Fiyatı haliyle diğer yayınevlerine nazaran daha pahalı ve kaliteli çalışmaya oranla makul görülebilir.

















Kitabın ana Kurgusuna gelirsek;

Anna Karenina, Rus aristokrasisine mensup şık ve güzel bir kadındır. Kibarlığı ve güzelliği ile çevresinde hayranlık uyandırmaktadır. Kocası, yüksek bir devlet memurudur. Anna Karenina’nın mutsuz bir evlilik hayatı vardır; çoluğu çocuğu olan bir kadındır ve eşini sevmemektedir ancak eşinin maddi refahı sayesinde rahat bir hayat yaşamaktadır ve ona göre bu evliliği katlanılabilir kılmaktadır.
Bir gün, Anna Karenina’ya, ağabeyi ile yengesinin aralarının açıldığı haberi gelir. Anna onları barıştırmak için Moskova’ya gider. Orada Vronski adında yakışıklı, genç bir kontla tanışır. Kontun, Anna’nın akrabası olan bir genç kızla ilişkisi olduğu  haberi ortalıkta dolaşmaktadır. Aslında Kont Vronski, ilk görüşte Anna’ya hayran olmuş ve genç kadına bildiğiniz asılmaya başlamıştır. Önceleri ilgisiz davranmaya çalışan Anna, bir süre sonra  Vronski’den hoşlanmaya başlar ve evli olduğu halde kocasını ve evliliğini ayaklar altına alacak denli umursamaz bir şekilde yeni tanıştığı adamla yasak ilişki yaşamaya başlar. Bu durum birçok dedikoduya neden olur. Genç kadın bunları umursamaz. Hatta durumu, kocasına bile anlatır. Ağırbaşlı, dedikodudan korkan bir adam olan kocası, karısının itirafları karşısında sarsılır, ne yapacağını bilemez ama ilginçtir Anna'ya bir fiske bile vurmaz öfkeyle kızgın bir halde bile konuşmaz yalnızca şok olur kabullenemez ve kullandığı dil halen kibardır ve iş hayatında çok aktif ancak evliliğinde çok pasif bir kocadır. Çevreye karşı itibarlarının sarsılmaması için boşanmayı reddeder. Kocası, Anna’ya, çocuğunun geleceğini düşünerek bu ilişkiye son vermesini ister. Fakat Anna, Vronski’yle birlikte İtalya’ya kaçar.

Anna ile Vronski İtalya’da gözlerden ırak yaşarlar. Dönüşlerinde hiç kimse onlarla arkadaşlık yapmak istemez; dışlanırlar. Bu durum Anna’nın sinirlerini iyice bozar. Zamanla dışlanma meselesini de kayıtsız kalarak çözüme kavuşturmayı denerler, Sevgilisiyle aralarında huzursuzluk başlar. Vronski de kayıtsız, içe dönük bir kişi olmuştur. Anna,önceleri yasak aşkıyla evlenince gerçek mutluluğa kavuşacağına inanır bunun için herşeyi yapar sürekli mücadele içindedir kocasından kurtulunca herşeyin yoluna gireceğini çocuğunu da alınca hayal ettiğini mutluluğa ulaşacağını sanmaktadır. Kocası zamanla Annanın istediği hayata göz yumar onunla mücadeleyi bırakır. Anna artık özgürce yasak aşkıyla birlikte yaşamaktadır, ancak zamanla sevgilisiyle uyum sorunları, kıskançlık krizleri yaşamaya başlar, ilişki anna için ızdırap halini alır;  Vronski’nin artık kendisini sevmediğini düşünmeye başlar. İyice bunalıma girer.Vronski Anna'nın huysuz ve aksi davranışlarından zamanla yılmaya bıkmaya başlar ve Anna'ya olan ilgisi zamanla azalır, kayıtsız bir halde onunla fazla ilgilenmez. Anna beklediği mutluluğa ulaşamadığını anladığı ve ilişkisinin ızdırap dolu bir azaptan öteye gitmediğini anladığı vakit yaptıklarından büyük pişmanlık duyar, bunalımın eşiğine gelir, psikolojik sorunlar baş gösterir.Ruhundaki ızdırabı dindirmenin yollarını arar, yapayalnızdır, kalabalıkların sürekli onun üstüne üstüne geldiğine onu boğduğuna peşine onu tekrar yalnız bıraktığına inanır. Tutarsız davranışlarına Vronski tahammül etmemeye başlar;Vronski sabırsız davranıp kendini sosyal hayatın ikiyüzlü eğlence ve magazinsel yönüne kaptırır. Anna Vronskinin kendisini aldattığından şüphelenmektedir ilgi bittiğine göre sevgiside bitmiştir der ve çaresizce kıvranır ne yaparsa yapsın ruhundaki ızdırabı dindiremez; sonunda bütün yaptıklarından pişman olur;kendi eliyle kendisini ve ailesini uçurumun eşiğine sürüklemiştir, şehvet duygusunun aşkla karışıp kendisini ne denli süslü gösterdiğini anlar bütün bunlarla yüzleşir, kendisinden tiksinir çareyi intihar etmekte bulur ve kendini tren raylarına bırakır, tren hızla üstünden geçer ve ölür. 


Anna’nın ölümünden sonra Vronski de manevi bir çöküntü içine girer. Çareyi orduya yazılmakta bulur savaşa hazırlık yapılmaktadır ruhundaki bunalımı orduda dindirmekle yetinir ve roman sona erer.

  • "Anna Karenina benim okuduğum en mükemmel, en kusursuz, en derin ve en zengin roman. Tolstoy’un her şeyi gören, herkesin hakkını veren, hiçbir ışığı, hareketi, ruhsal dalgalanmayı, şüpheyi, gölgeyi kaçırmayan, inanılmayacak kadar dikkatli, açık, kesin ve zekice bakışı, bu romanın sayfaları çevirdikçe okura, “evet, hayat böyle bir şey!” dedirtir. Yarıştan önceki bir atın diriliğini, mutsuz bir bürokratın yavaş yavaş düştüğü yalnızlığı, bir kadın kahramanının üst dudağını, bir büyük ailedeki dalgalanmaları, hep birlikte yaşanan hayatlar içinde tek tek insanların inanılmaz ve hayattan da gerçek kişisel özelliklerini Tolstoy mucizeye varan bir edebi yetenek, hoşgörü ve sanatla önümüze seriverir. Roman sanatı konusunda eğitim için okunacak, defalarca okunacak ilk roman Anna Karenina’dır." Orhan Pamuk


Sonuç;

  1. Kurgu ve konu bütünlüğü akıcılıkla özleşip okurda etkili bir izlenim bırakmaktadır.
  2. Kitaptaki psikolojik tahliller ruh çözümlemeleri okuru sarsacak denli etkiliydi.Bir insanı intiharın eşiğine getirebilecek yönler ustaca çizilmiş.Romanı tutkuyla okuyup olayları zihninizde rahatça canlandırabiliyorsunuz bu konuda çok başarılı. Edebi yönden çok beyendim kaliteli bir kitap tavsiye ederim.
  3. Romanda karakterlerin bazı davranışları gerçekçi olmamış mesela Anna kocasını aldatıyor kocasının yüzüne her şeyi açıklıyor kocası kılını bile kıpırdatmıyor ve bunu hazmetmeye çalışıyor bu çok saçma olmuş; çünkü annanın kocası koyu hristiyan olarak anlatılmış ve hristiyanlıkta aldatmak çok büyük bir suçtur ve buna karşı kayıtsız kalınmaz ve romanda annanın kocası din adına buna ses çıkarmadığını ve annaya karşı din adına merhametle yaklaştığını söylüyor.
  4. Romanda bazı bölümler  çok sıkıcıydı; kurgudan bağımsız konularla roman boğulmuş tefrika halinle yayınlanmasından ötürü mazur görülebilir.
  5. Bu roman bana Bediüzzamanın şu sözünü hatırlattı:Meşru olmayan muhabbetin cezası merhametsiz azap çekmektir.
  6. Filmini de sonradan izledim ikisini karşılaştırınca romanın güzelliği daha ağır bassa da izlemenin ayrı bir tadı var görsel olarak yoğun emek verilmiş bir film..
  7. Bu yasak ilişkiyi aşk diye yutturanlara hitabımdır; bunun şehvetle yoğrulmuş nefsi bir ruh halinden ibaret gayri meşru bir yanılsama(cam parçaları) olduğunu bizzat tolstoy söylüyor kraldan fazla kralcı olmaya gerek yok; basın ve medya ve bazı edebiyat çevreleri bu tür ilişkileri yumuşatıp mazur göstermeye bayılır ve millete yutturmaya kalkar,tolstoy ise kurgusunda gayri meşru ilişkilerin insanı nasıl felakate sürüklediğini ustaca işlemiştir.

26 yaşındayım,Felsefe 3.sınıf öğrencisiyim,Milli Eğitimde Memur olarak çalışıyorum.

BENZER YAZILAR

8 yorum:

  1. Sizi takibe geldim. İyi ki gelmişim. Ne güzel bir karşılama. Blog Listenizde kendimi gördüm. Çok teşekkür ederim.

    Felsefe öğrencisi olmanız da çok güzel. Üç yıl filan eni konu içindeydim. Çok şey uçmuş olabilir; ama tortusu kalıcı.

    Takipte olduğumu yazmama gerek kalmadı sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öncelikle hoşgeldiniz,yorumunuz için teşekkür ederim; kaliteli blogları blog listeme alıp okuyorum ve tavsiye ediyorum bunlardan biri de sizin blogunuz. yeni yazılarımda yorumlarınızı ve eleştirilerinizi görmek üzere nice okumalara...

      Sil
  2. Anna Karenina önemli kitaplardan ve ilk realist eserlerden :)) Ben de okuyup, sevmiştim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öncelikle bloguma hoşgeldiniz, yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  3. Merhaba, Anna Karanina klasikler için de en sevdiklerimden. İlk okuduğumda anlayacak yaşta değildim bana biraz ağır gelmişti. Yıllar sonra tekrar okuduğum da çok etkilenmiştim. Ben Sophie Marceau'in 1997 yılı yapımı Anna karanina'sını izlemiştim film olarak da çok güzeldi ki zaten Sophie Marceau rolünün hakkını fazlasıyla vermişti. Ama dediğiniz gibi roman daha güzeldi. Sizin de yorumunuza sağlık çok güzel yorumlamışsınız :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba öncelikle bloguma hoşgeldiniz,bahsettiğiniz filmi izledim çok etkiliyiciydi.Kitap incelememi beyenmenize sevindim,yorumunuz için teşekkür ederim,nice okumalara...

      Sil
  4. Blog sözlükte yazarlar hakkında entry giren birini gördüğümde ilgimi çekmiştiniz. Şu an blogunuzu inceledim de evet yanılmamışım. Okuyan ve okutan bir blog daha buldum. Okuma notlarınıza bayıldım zaten. Felsefe öğrencisi olmanız da ilgimi çekti. Kitap yorumlarınızı merak etmeme sebep oldu. Böyle güzel bir blog bulduğuma sevindim. Takipteyim dememe gerek yok herhalde :) Bol okumalı ve yazmalı günler efendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öncelikle bloguma hoşgeldiniz,blogu ve yazıları beğenmenize sevindim,teşekkür ederim,nice okumalara...

      Sil

Eleştiri ve yorumlarına ihtiyacım var