3 Temmuz 2017 Pazartesi

SATRANÇ TARİHİ

          
                   
                        SATRANÇ  TARİHİ
Satranç oyunu insanlık tarihinin en eski birkaç oyunundan biridir. Arkeolojik kazılarda M.Ö 4000  yılına uzanan kalıntılar bu oyunun tarihine ışık tutmakla beraber insanlık tarihinde sürekli kendini aktif kılmasını ve yenilemesini satrancın bir savaş oyunu, savaş sanatı olmasında aramalıyız.Her ne kadar rahatsız olsak da savaş yeryüzünde toplumlar arasında sürekli var olmuş ve savaşa hazırlanan insanlar ordularını belirli bir plan ve düzen çerçevesinde kurmak amacıyla şemalar çizmişler, zamanla objeler ve aletler geliştirmişler; örneğin atlı birlikleri temsil temsil eden taşlarla harita üzerinde planlar kurmuşlar, okçuları,piyadeleri ve diğer ordu birliklerini harita üzerinde sembolize eden bu taşlar zamanla oyuna dönüşmüş ve insanlar arasında hızla yayılmıştır.
Eski dünya satranç şampiyonu Emanuel Lasker’in değimiyle satrancın kökenini mücadelede aramak gerekir ve satranç mücadeleden doğmuştur.Mücadele bütün toplumların ortak ögesidir ve geniş bir kavramdır.
Asya’da Avrupa’da ve dünyanın diğer kıtalarında satranç ve satranca benzer akıl ve savaş oyunları arkeolojik kazılarda ortaya çıkmıştır. Milattan 3000 yıl önce Mısırda bulunan piramitlerin duvarlarında ve yazıtlarda firavunların karşılıklı satranç oynadığı resimler gözlemlenmiş ve müzelerde sergilenmiştir. Firavunlar akıl ve savaş sanatında maharetlerini sergileme olanağı buldukları satrancı bir sembol olarak kullanmışlar ve duvar kabartmalarında buna yer vermişlerdir.
Yine M.S 570 yılında Hindistan’da satranç üzerine birçok kalıntı ortaya çıkmıştır. Hint ordusu filler, atlar, savaş arabaları ve yayalar olmak üzere 4 kısımdan oluşur.
Rivayete göre Hindistan’da satranç oyununu keşfeden bir din adamı oyunu dönemin Şahına armağan eder. Oyunu çok beğenen Şah, bunun karşılığında din adamına bir dileği olup olmadığını sorar. Din adamı ise kendisinden sadece buğday tanesi istediğini söyler.Şah bu kadar alçak gönüllü istek karşısında “ne kadar istersin” diye sorunca din adamı: Satranç tahtasının ilk karesine 1 ikinci karesine 2 üçüncü karesine 4 olmak üzere her kareye bir öncekinin iki katı buğday verilmesini ister.Şah din adamının bu isteğini kabul eder.Vezirlerine isteğin yerine getirilmesi için emir verir.Buğday taneleri sayılıp verilmeye başlandıktan bir süre sonra ülkedeki buğdayların buna yetmeyeceği anlaşılır.Şah olay karşısında şaşkına döner ve din adamını zekasından ötürü tebrik eder.
M.S 5.yüzyılda Hunlara ait kalıntılarda Türklerin Çaturanga adı verdikleri satranç takımları ortaya çıkmıştır. Dikkat çekici olan ise taşların o milletin şahsi ordusuna has özellikler taşımasıdır.Örneğin Hindistan’da bulunan satranç takımlarında filler fil ordusunu temsil ederken Türklerde bulunan kazılarda filler okçuları temsil etmektedir.


625 yılında bu oyun bugünkü İran olan Pers ülkesine ulaştı.Persler bu oyuna çatrang adını verdiler. Daha sonra satranç Arap yarımadasına yayıldı.Sekizinci yüzyılın başında Müslüman Arapların İspanya’yı görkemli şekilde fethi ile Avrupa satranç ile tanıştı. İslam’ın hızla yayılmasıyla ve Müslümanların neredeyse dünyanın yarısına yakını fethi ile ortaya çıkan kültürel etkileşimler sonucu satranç Avrupa’nın ve Afrika’nın birçok bölgesine yayıldı ve popüler hale geldi.Avrupa önceleri satranca mesafeli yaklaştı çünkü satrancı Müslüman icadı olarak görüyordu ve birçok kilise satrancı yasakladı tepkiler hızla büyüyünce satranç oyunundaki şahın üzerine başına utanmadan  bir haç işareti yerleştirdiler.Güya böylelikle satrancı hristiyanlaştırmışlardı ve şimdi oynanmasında sıkıntı yoktu.Bir oyunu din gibi kutsal ve ciddi bir şeye alet etmek ancak ortaçağ karanlığına mensup kişilerce yapılabilirdi.Asıl ironik olanı ise günümüzde ülkemizde dahil bir çok satranç takımında bu haç işareti konulmuş şahlar kol gezmektedir.Ve Avrupa halen satranç oyunundan haç işaretini çıkarmaya cüret edememektedir.Ülkemizde de bu konuda bilinçsiz tutumlar bulunmaktadır ve umarız ki satranç gibi basit bir oyun din gibi kutsal bir şeye alet edilmeye devam etmez.
Satrancın Endülüs Emevileri eliyle İspanya’ya gelmesi bu oyun için dönüm noktası oldu.Arap el yazmalarından sonra basılı ilk satranç kitabı İspanyol Lucane tarafından 1497 yılında kaleme alındı.Rönesans dönemi ile birlikte İtalya,Fransa olmak üzere tüm Avrupa ülkelerine yayıldı.Satranç bu etkileşimler sonucunda birçok dönüşüm yaşadı.Kurallarda önemli değişimler oldu. Yeni kurallar eklendi. Satranç başlangıçta ağır gelişen bir oyundu. Eskiden vezir çapraz olarak sadece bir kare gidebiliyordu. Fil ancak at gibi bir kare ilerleyebiliyordu,en güçlü taş kaleydi.Rok yapma hakkı yoktu ve piyon başlangıç karesinden iki kare çıkma iznine sahip değildi.Rok kuralı daha sonra kabul edildi.Modern satrancın kuralları 15.yüzyıldan sonra ortaya çıktı.Böylece günümüze kadar değişmeden gelen kuralları ile dinamik, ustalık ve incelik dolu bilgiye dayanan modern satranç dönemi başladı ve satranç İspanyadan sonra İtalya,Fransa,Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’da hızla yaygınlaşmaya başladı.
İlk resmi satranç turnuvası 1851 yılında Londra’da düzenlendi.İngiliz satranç ustalarından Howard Stauton herkes için geçerli olan yarışma kurallarını oluşturdu. Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında satrancın ilk büyük yıldızları belirdi. Anderssen, Morphy, Rubinstein ve Steinitz. Güçlü oyuncuların katıldığı turnuvalar yapıldı.1851 Londra,1857 New York, 1883 Londra, 1889 Hasting ve Saint Petersburg. İlk dünya satranç birincisi sayılan Steinitz’den sonra,Yirminci yüzyılın başlarında Lasker,Cabablanca, Alekhine ve Euwe, İkinci Dünya Savaşından sonraki yıllarda, Botwinnik, Smyslov, Tal,Petrosian, Spassky,Fischer,Karpov, Kasparov, Kramnink, Khalifman, Anand ve Carslen dünya satranç şampiyonu ünvanının sahibi oldular. 1924 yılında Hollanda’nın Lahey kentinde FİDE(Uluslar arası Satranç Federasyonu) kuruldu. Günümüzde satranç dünyanın hemen her ülkesinde oynanan bir spor olmakla beraber kralların oyunu olarak anılmaya devam etmektedir.
Uluslar arası Satranç Federasyonu’nun kurulması ile birlikte kurallar yenilenmiştir.Bugün dünyanın her yerinde satrancın kuralları aynıdır.Oyuncuların oyun gücünü belirlemek amacıyla uluslar arası bir değerlendirme sistemi oluşturulmuştur.Bu sisteme ELO denir. Yarışmalara katılan oyuncular başarılarına göre puan alırlar.Buna göre oyuncuların ELO puanı belirlenir.ELO puanı belli bir rakama ulaşırsa oyuncular ayrıca unvan alırlar.Satrançta en büyük unvan büyükusta anlamına gelen GM(Grand Master) ünvanıdır.Bunun dışında IM(İnternesyonal Master) ve FM( Fide Master) gibi ünvanlar vardır.
GM:2500 Elo
IM:2400  Elo
FM:2300 Elo
Bu ünvanların bayanlardaki karşılığı WGM(Woman Grand Master),WIM ve WFM’dir.
1954 yılında TSF(Türkiye Satranç Federasyonu) kurulmuştur.Ülkemizde hemen her ilde satranç turnuvaları yapılmakta olup lisans sayısı en fazla olan spor dalı satrançtır.
Satranca bakış açısı kişiden kişiye değişmektedir.
Kimisi için satranç akıl ve zeka oyunundan ibarettir.
Kimisi için sanat,bilim ve spordur.(Karpov)
Kimisi için zihinsel işkencedir.(Kasparov)
Kimisi için Analiz sanatıdır.(Botwinnik)
Kimisi için de hayatın ta kendisidir.(Fischer)



26 yaşındayım,Felsefe 3.sınıf öğrencisiyim,Milli Eğitimde Memur olarak çalışıyorum.

BENZER YAZILAR

0 yorum:

Eleştiri ve yorumlarına ihtiyacım var