22 Ocak 2018 Pazartesi

KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA-2


ELİ KILIÇLI

Köprülü Mehmet Paşa’nın sadrazamlığı(1066/1656) Osmanlı tarihinde çok önemli bir kırılma noktası olarak tarihe kazınmıştır. Tarih-i Gılmani adlı kitapta rivayet edildiğine göre Köprülü’nün sadrazam olduğu gün halk, Cuma namazından çıkıp da ihtiyar Mehmet Paşa’nın sadrazamlığını duydukları zaman hayretler içinde kalmıştı. Köprülü’nün sadrazamlığını halkın çoğu arzu etmiyordu. Birçok kişi Mehmet Paşa’nın aczinden ihtiyarlığından, hükümet yönetimindeki bilgisizliğinden ve bulunduğu yerde takat getiremediğinden bahsediyor,”etrafta vaki olan paşalar ve beyler Köprülü’nün vezir olduğun işittikçe, gör, ne zamana yetiştik, deyu taaccüp(hayret) gösteriyordu.
Dördüncü Mehmed’in darüssaade ağası katipliğinde bulunan Durmuş Ağa, o gün bu merasimde bizzat bulunmuş, olayı şu surette anlatıyordu:
“Vakta ki umur-ı muhtelle-i devletin encamı neye müncer olsa gerektir deyu veziriazam Boynuyaralı Mehmed Paşa hazretlerinin kemal-i acz ve rehaveti sebebiyle azli karar-dade-i saltanat olup ancak kime tefviz-i emanet-i uzma olunsa deyu fikir ve hayret üzre iken Trablus valisi olup Sultan Bayezid’de vaki Demirkapı sarayında amade-i azimet-i rah olan sahib-i tercüme Köprülü Mehmet Paşa şiddet-i salabetiyle maruf pir-i cihan-dide olmak hasebiyle darü’s-saadeti’ş-şerife ağası Solak Mehmed Ağa terbiyesiyle cümleden enseb ve evla görülmüş. Nagah Ağa efendimiz hazretleri beni çağırıp:
-Var, Köprülü Mehmet Paşa’ya benden selam eyle.Ve mühr-i şerif ile ikram olunacağın i’lam edip hufyeten al, getir, deyu tenbih etmeğin ber  vech-i müsaferet sakin olduğu saray-ı mezbura varıp ağa tarafından tebliğ-i selam ve memur olduğum vech üzre inha-i peyam-ı meram eyledim.Paşa-yı müşarünileyhi gayet sebük-saman ve nizam-ı ahvalin cemiyet-i etba ve hahişi gibi perişan bulunduğumdan:
-Böyle adem ile sadaret-i uzmanın ne münasebeti vardır? Deyu bana hayret elvermiş idi.Lakin böyle bir müjde-i beşaret-engizi ifade ettiğimde kat’a hiffet-i sürür ve ihtiraz göstermeyip izhar-ı suret-i salabet ve vakar ettiğinden saire tercih olunmasına bais ne idiğin fehm edip:
-Bu ademde başka halet var, deyu evvel müşahade ettiğim cünbiş-i bi-niyazanesinden ne denlü metanet ve salabet üzre hareket edeceğini anladım. Hatta etba’ından biri:
-Ya sultanım. Siz saraydan gelince bizler bari oradan buradan bir mikdar bisat-ı beyt tedarükünde olsak, dedikde:
-Hacet yok.Bu halk fimaba’d öyle hizmetlerde size zahmet, belki nevbet vermezler . Devlet-Aliyye bizden hizmet ister; kerr ü fer ve haşmet istemez, deyu cevab eyledi.”
Köprülü Mehmet Paşa 15 Eylül 1656 yılında sadrazamlığa getirildiğinde 78 yaşında idi. Henüz yeni göreve geldiği vakit, halkın genelinin ona karşı önyargılı tutumundan haberdardı. Lakin o halkın olumsuz tutumuna kızmıyor, bunun sebeplerini düşünüyor, halka hak veriyordu. Zira 15 yıl boyunca sekiz kez sadrazam değişikliği yaşandığı halde toplumda anarşi ve zulüm önlenememiş, eşkıyalık şiddetini artırmaya devam etmiş, halkın huzur ve mutluluğu sağlanamamıştı. Halkın devlet erkanına olan güveni sarsılmıştı. Devlet içinde üstün makam ve mevkilere getirilen dirayetsiz ve ehil olmayan adamlar, şahsi menfaat uğruna her türlü zorbalığa meylediyorlar, ağalar rüşvet karşılığı halka yapılan zulme sessiz kalıyordu. Tek derdi keselerini altınla doldurmak ve şu gelip geçici dünyada zevkü sefa ile ömür sürmek isteyen ağalar, paşalar, sadrazamlardan halk yılmış çaresiz hayat mücadelesine devam ediyorlardı. Mazlum halkın yeni sadrazamı öncekilerden fazla farkı olmayacağına inanması pek tabi idi. İşte; Köprülü Mehmet Paşa bu gibi sebeplerden ötürü halkı mazur görüyordu. Adamlarından bir kısmının halktan bir takım kimselerin onun hakkında olumsuz konuşmalarını nakletmesi üzerine metanetini koruyor, halka şefkat ve anlayışla davranıyordu. Bu davranışı bir takım kimselerin halk ile Köprülünün arasına daha büyük duvarlar örmesine mani oluyordu.
                Köprülü Mehmet Paşa sadrazamlığının ilk gününde şükür namazı kıldı, namaz sonunda Rabbi-Rahimine gözyaşları içinde el açıp şöyle niyaz etti; “Ey Yüce Rabbim, veren Sen, alan Sen, gayrı Senden başka kimimiz var. Sen ki bütün kullarının duasını işiten ve görensin, Sen ki sinelerin özünü hakkıyla bilensin, Sen ki kullarına karşı çok şefkatli olup dertlere derman olduğun gibi Rahmetiyle bütün alemi kuşatansın. Haksın, Birsin, teksin, Hamd ancak sanadır. Şu aciz günahkar kulunun hak etmediği halde elini boş çevirmedin. Mülk Senin’dir ve Senden’dir. Kainatı kabza-i tasarrufunda tutan ancak Sen’sin. Şu dünya mülkünde bana bir makam verdin. Sana sonsuz şükürler olsun Devlet-i Osmaniyede Senin yolunda İslama ve Devletime, vatanıma hakkıyla hizmet etmeyi bana nasip eyle, beni kafirlerin şerrinden koru. Ey Rabbim Habibin hürmetine beni vatan ve Devlet yolunda rızanı kazanacak şekilde yaşatıp bana öylece çene kapamayı nasip eyle. (Amin)
           Köprülü Mehmet Paşa göreve başladığında umumi manzara şöyle idi;
Osmanlı Devleti büyük bi bunalım geçiriyordu, memlekette eşkıya baskısını ezecek metin bir kol, azimli bir Padişah yoktu. Sultan Mehmet mutlak bir acizlik içinde annesinin kanadına sığınmış 15 yaşında bir gençti. Saltanat nüfusu yeniçeri ve sipahilere intikal etmiş, Devlet idaresi zorbaların elinde kalmıştı. Kadınların (Padişah analarının) siyasetle iştigali zorbaların kuvvetini artırmıştı. Yeniçerilerin sık sık isyan etmeleri ise ordunun dış gücünü yaralamıştı. Birinci Selim’in altınlarla doldurduğu Devlet hazinesinde ulufe veecek akçe bulunmuyordu. Menfaatten başka bir şey bilmeyen, Devletin vakar ve haysiyetini aşağılık menfaatlerine feda eden zorbaları ezecek demir bir ele ihtiyaç vardı. Katip Çelebi risalelerinde ısrarla belirttiği üzere başa “Sahib-üs Seyf (eli kılıçlı) bir yönetici geçmeliydi.” Köprülü Mehmet Paşa IV. Murat gibi ordu intizam altına alınmadan devletin kargaşadan kurtarılamayacağına ve huzurun temin edilemeyeceğine inanıyordu. Mehmet Paşa idareyi ele alır almaz derhal anarşiyi bastırmak, zorbaları birer birer yakalatarak cezalarını vermek istiyordu. Orduda ki zorbaları temizlemek ve disiplini sağlamak zaruri idi.
           İstanbul’da bulunan Köprülü Mehmet Paşa; yakın dostlarından Mimar Kasım Ağa, şair ve musikişinas Solakzade Mehmet Hemdemi Efendi ve Evliya Çelebi ile sohbet ediyor, devlet idaresi hakkındaki fikirlerini açıklıyordu. Mütevazi fıtratıyla tanınan, mevki ve makamda gözü olmayan Mehmet Paşa, devletin içerisinde olduğu durumdan ızdırap duyuyor ve yakın arkadaşlarına devletin kurtarılması için ne yapılması gerektiğini anlatıyordu. Zira istişare etmek Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) bir sünneti ve emrolduğu gibi zorlukların üstesinden gelmek için yegane kuraldı.
          Ceza da merhamet Köprülü için büyük bir zaaftı. Zorbaların cüretine şiddetle karşılık vermeyi en kestirme usül sayıyordu. Köprülü Mehmet Paşa bu cüretini ortaya koyabilmek için büyük bi cesaret gösteriyor, ölüme meydan okumak hususunda cidden öne çıkıyordu. Naima tarihinde anlatıldığı üzere “meşrebi bu idi ki, kahr veya katl edeceği adama ruy-i dil ve beşaşet-i vech gösterip nefy ve katlerinde asla gazaba gelmezdi ve darılmazdı. Lutf edeceği veya mansıp vereceği şahsa taabbus ve azar edip asla yüz vermezdi.” IV. Mehmet’in masumca zaafına karşı devleti derebeylik idaresine döndüren eşkiya ancak bu gibi niteliklerle bastırılabilirdi. Köprülü Mehmet Paşa işbaşına geldiği günden itibaren hainlik ve zulmü önlemede şiddet politikası izlemiş, zorbaların cüretini siyaset kılıcıyla kırmak istemiş ve başarılı olmuştu.
            Köprülü Mehmet Paşa sadrazam olduğu vakit selefi Boynuyaralı Mehmet Paşa’nın işlediği devlet suçları ve çevirdiği dolaplar ayyuka çıkmıştır. Durumu haber alan IV. Mehmet Boynuyaralı Mehmet Paşa’nın sadrazamlıktan azledilmesine, mallarına el konulmasına, akabinde idam edilmesine hükmediyordu. Son olarak Köprülü Mehmet Paşa’ya konuyu istişare ettiği vakit aralarında şu konuşmalar zuhur etti;
IV. Mehmet-- Paşa Paşa! Boynuyaralı’nın hainlikleri ayyuka çıkmıştır. Bu hainin derhal azledilmesini, türlü dolaplarla elde ettiği bütün mal varlığına el konulup devlet hazinesine nakledilmesine akabinde hak ettiği üzere idam edilmesini istiyorum. Sen bu konuda ne dersin ey Köprülü?
Köprülü Mehmet Paşa—Hünkarım bu mevzuda fikrimi sorarsınız, dilerseniz izah edeyim; kanaatim odur ki Buynuyaralı Mehmet Paşa’nın işlediği suçlar meydandadır. Bende büyük bir ceza almasını arzu ediyorum. Yaptıklarına karşılık azledilmesini akabinde bütün mal varlığına el konulmasına ardından idam edilmesi yerine sürgün edilmesini münasip görüyorum.
IV. Mehmet-- Şaşılacak şey doğrusu! Sana onca zulmü reva gördüğü halde idamı yerine sürgünü mü evla görüyorsun?
Köprülü Mehmet Paşa—Hünkarım evvela ceza da şahsi kin ve çıkar uğruna hissi hareket edilmesini sabit bulmayan bir kimseyim. İkinci olarak devletin bekası uğruna herkesin hak ettiği cezayı alması taraftarıyım. Buynuyaralı Mehmet Paşa’nın azledilip mallarına el konulup akabinde sürgün edilmesi kafidir. Bunun iki sebebi var; birincisi Boynuyaralı Mehmet Paşa devlet içinde nüfusu fazla bir kimsedir. Devletin bu zorlu vaktinde onu idam etmemiz isyana sebep olup, yeniçeri ve ağalara malzeme çıkarabilir. Düşmanların eline bu vakitte koz vermemeliyiz. İkincisi; Boynuyaralı Mehmet Paşa doksan yaşında bir ihtiyardır, ak sakalına merhamet münasiptir. Bu yüzden yaşına hürmeten ona idam konusunda merhamet edip onu sürgünle cezalandırmanızı taleb ederim. Zira ona azledilmek, mal varlığına el konulması ve akabinde sürgün edilmesi hakkıyla yetecek bir cezadır.
IV. Mehmet – Paşa düşündüm de söylediklerin kulağa mantıklı geliyor. Peki onu nereye sürgün etmemiz lehimize olur?
Köprülü Mehmet Paşa – Hünkarım, Boynuyaralı Mehmet Paşa’yı Malkara’ya sürgün etmek münasip olacaktır. Zira orada nüfusundan pek kimse yoktur ve bu devletin lehine olacaktır.
IV. Mehmet – Arzun kabul edilmiştir. Bu görevi sana veriyorum lakin; azledildikten sonra sakın mal varlığına el koymakta taviz vermeyesin ve akabinde Malkara’ya sürgün edilsin.
Köprülü Mehmet Paşa – Emriniz başım üstüne Hünkarım, derhal harekete geçeceğim.

Böylece Boynuyaralı Mehmet Paşa sadrazamlıktan azledildi, akabinde bütün mal varlığına el konulup devlet hazinesine nakledildi. Çok geçmeden Yedikule’de mihnete mübtela ve zindanda habsolunduktan sonra Malkara’ya sürüldü. Köprülü kendisine onca düşmalığı reva görem birini idam edilmekten kurtarıyordu. Bu olay Köprülü’nün merhameti ve devletin selameti husundaki hassasiyeti onun hakkında bize ipuçları veriyor. DEVAM EDECEK....

26 yaşındayım,Felsefe 3.sınıf öğrencisiyim,Milli Eğitimde Memur olarak çalışıyorum.

BENZER YAZILAR

1 yorum:

  1. Merhaba, yazınız için teşekkürler. Blog yazarlarının sosyal paylaşım ve buluşma noktasına sizleri de bekleriz. Böylelikle içeriklerinizi diğer blog yazarlarına tanıtabilir ve diğer blog yazarlarıyla kolaylıkla iletişim kurabilirsiniz. İyi çalışmalar. http://blogworld.com.tr.ht/

    YanıtlaSil

Eleştiri ve yorumlarına ihtiyacım var